Prof. Dr. Derya Berrak ile “Kümülatif Dezavantaj Döngüsü” Üzerine: Yoksulluktan Fazlalığa Bir Tanıklık Arkeolog, sosyolog ve Hür Düşünce Hareketi’ne bağlı Kadın–Genç–Çocuk Politikaları Başkanı, aynı zamanda Hür Türkiye Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Derya Berrak, yoksulluktan fazlalığa uzanan “kümülatif dezavantaj döngüsü”nü anlatıyor ve ekliyor: “Bu ülkede harika işler yapılıyor ama döngüyü görmeden hiçbir yara kalıcı olarak sarılamaz;…
Arkeolog, sosyolog ve Hür Düşünce Hareketi’ne bağlı Kadın–Genç–Çocuk Politikaları Başkanı, aynı zamanda Hür Türkiye Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Derya Berrak, yoksulluktan fazlalığa uzanan “kümülatif dezavantaj döngüsü”nü anlatıyor ve ekliyor:
“Bu ülkede harika işler yapılıyor ama döngüyü görmeden hiçbir yara kalıcı olarak sarılamaz; bunu ancak birlikte başarabiliriz.”
Sizi tek bir cümleyle tanımlamak zor. Arkeologsunuz, sosyologsunuz, yazarsınız ve aynı zamanda sivil toplumda aktif bir sorumluluk taşıyorsunuz. Bu yol nasıl başladı?
Kariyer yolu gibi algılansa da aslında bu bir tanıklık yolu. Arkeoloji bana toprağın altına gömdüğünüz şeylerin yok olmadığını gösterdi. Bugüne baktığımda Sosyoloji de benzer şeyleri söyledi. Görmezden gelinen her sorun, başka bir yerden geri dönüyor. Yazmak ise tüm öğrendiklerimi insanların hayatlarına dokunacak, kalbine değecek bir dile dönüştürmenin yolu oldu. Bir noktada şunu fark ettim: Görmek yetmiyor. Anlamak yetmiyor. Eğer gerçekten anlıyorsanız, sorumluluk almak zorundasınız.
Bu noktada yolunuz Hür Düşünce Hareketi ile kesişiyor… Hür Düşünce Hareketi çoğu zaman siyasi bir yapı sanılıyor. Oysa siz özellikle bunun bir STK olduğunu vurguluyorsunuz. Neden?
Evet. Hür Düşünce Hareketi siyasi bir yapı değil, sivil toplum örgütü. Biz kimseye ne düşüneceğini söylemiyoruz. İnsanların düşünürken korkmadığı, konuşurken küçülmediği bir alan açmaya çalışıyoruz. Düşünceyi savunmak siyasetin konusu değil ki; insan kalabilmenin konusu. Hür düşünce de soyut bir özgürlük kavramı değil; insanın kendi hayatına yabancılaşmaması hâli. Bu anlayışla Hür Düşünce Hareketi’ne bağlı olarak pek çok değerli akademisyenin eşliğinde Hür Türkiye Enstitüsü kuruldu. Enstitü, hür düşünceyi soyut bir ideal olarak değil, hayatın içinde karşılığı olan bir ihtiyaç olarak ele alıyor.
Hür Düşünce Hareketi’nde Kadın, Genç ve Çocuk Politikaları Başkanı olarak görev yapıyorsunuz. Neden bu üç alan birlikte ele alınıyor?
Çünkü hayatta da birlikte. Modern Çağ ile birlikte bizlere kadını ayrı, genci ayrı, çocuğu ayrı konuşmak öğretildi ama bu gerçek değil. Bir kız çocuğu büyüyor, genç bir kadına dönüşüyor, sonra yetişkin bir kadın oluyor. Yaşadıkları silinmiyor; üst üste birikiyor. Ben buna kümülatif dezavantaj döngüsü diyorum.
Bu döngüyü herkesin anlayacağı bir örnekle anlatır mısınız?
Elbette. Yoksul bir çocuk düşünün. Eğitimden erken kopuyor. Bu çocuk büyüyor ne eğitimde ne istihdamda yer bulamayan bir gence yani NEET grubuna dönüşüyor. Bu genç iş bulamıyor ya da güvencesiz işlerde tutunmaya çalışıyor. Eğer bu genç bir kadınsa, yoksulluk yetişkinliğinde kadın istihdam sorununa ve artan bir yoksulluğa dönüşüyor. Aynı kadın anne olduğunda, döngü yeniden başlıyor: yoksul çocuk. Bu bir kader değil; döngü.
Ama mesele sadece yoksulluk da değil. Bazen fazlalık da aynı döngüyü kuruyor. “Benim çocukluğumda şu imkanlarım yoktu çocuğumun her şeyi olsun” anlayışı ile başlayan denetimsiz tüketim, fazlalıklar mesela: maddeye erken erişim, ailede bağımlılık olması, ailede şiddet, kontrolsüz dijital alanlar gibi etkenler gençlerde bağımlılık, kopuş, şiddet gibi sonuçlarla karşımıza çıkıyor. Yani sistem bazen yoklukla, bazen fazlalıkla eziyor. Sorunlar değişiyor ama döngü aynı, sonuçlar aynı kalıyor.
Peki neden bugüne kadar bu döngüyü kıramadık?
Çünkü veriler parçalı. Çocuk yoksulluğu başka tabloda. Genç işsizliği başka tabloda. Kadın yoksulluğu başka tabloda. Bağımlılık verileri başka yerde. Ama hayatta bunlar ayrı ayrı yaşanmıyor. O çocuk, o genç, o kadın aynı kişi. Veri parçalı olunca, döngü görünmez oluyor. Sonuçları görüyoruz ama nedeni kaçırıyoruz.
Oysa bu alanlarda çok ciddi emekler verildi…
Evet, bunu özellikle söylemek isterim: Ülkemizde çok kıymetli işler yapıldı, yapılıyor. Sahada inanılmaz emek var. Ama çoğu çalışma döngünün tek bir noktasına dokunuyor. Zincirin bir halkasını güçlendiriyorsunuz fakat diğer halkalar yerinde duruyor. O yüzden iyileşme kalıcı olmuyor. Biz Hür Türkiye Enstitüsü’nde tam da bu yüzden bütünleşik bakış diyoruz. Kadını, genci ve çocuğu birlikte ele almadan, bu döngüyü kıramayız.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bizim hedefimiz, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirmektir” sözü bu açıdan bakılınca müthiş bir tasarım değil mi? Kadını, genci, çocuğu birlikte düşünen bir tarif. Hedef değil de adeta hesaplaşma gibi gelir bana çünkü fikri hür olmayanın alkışı gür çıkar ama tarihi yazan, o alkışı reddedebilenlerdir… Hür düşünceye ihtiyacımız var; çünkü sadece özgür – özgün düşünmek bizi “biz” yapar, geri kalan her şey istatistik. Eğer bugün bu düşünceye sahip çıkmazsak, yarın sadece başkalarının yazdığı bir senaryoda, kendi adımızı bile unutmuş birer figüran olarak uyanacağız.
Hür düşünce bu noktada neden bu kadar önemli?
Çünkü bu döngüler, sorunlar sadece ekonomik değil, zihinsel. Bir çocuk “ben yapamam” diye büyüyorsa, bir genç “zaten benden bir şey olmaz” diyorsa, bir kadın “korkarak” geri çekiliyorsa… Orada sadece yoksulluk yok, umutsuzluk var. İnsan kendine inanmayı bıraktığında, hiçbir destek tek başına yetmiyor.
Sahada size en çok ne söyleniyor?
“Beni nasıl anlattınız,” diyorlar. “Yaşadığım şeyin benim suçum olmadığını ilk kez bu kadar net duydum,” diyorlar. İnsan anlaşıldığında, gerçekten bir şey değişiyor.
Son olarak… Bazen yorulduğunuzu yazıyorsunuz, oldukça yoğun bir programınız olduğunu da biliyorum ancak vazgeçmeden devam ediyorsunuz sizi ayakta tutan ne?
İnsanların hâlâ anlatacak hikâyesi olması. Birilerinin o hikâyeyi duymaya ihtiyacı olması. Arkeolog olarak geçmişten, sosyolog olarak bugünden, Hür Düşünce Hareketi ve Hür Türkiye Enstitüsü’nde ise gelecekten sorumlu hissediyorum. Yıllarca toprağa, veriye, sayılara baktım ama ülkemi esasen bir annenin sabrında, bir gencin yarım kalan hayalinde, bir çocuğun suskunluğunda tanıdım; bugün hâlâ buradaysam, hâlâ anlatıyorsam, dezavantaj döngülerini birlikte kırabileceğimize inandığım için. Hiçbir yara tek başına sarılmaz, hep birlikte başaracağız.
Reklam & İşbirliği: [email protected]